İstanbul TRT Haber Bölge Müdür Yardımcısı Emin Gökçegözoğlu ile yaptığımız röportajda dikkat çeken cevaplar aldık.
Kendinizden ve meslek hayatınızdan bize biraz bahsedebilir misiniz?
Aslen Erzincanlıyım. İstanbul doğumluyum. Ortaöğrenimimi Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesi’ne, lisans eğitimimi ise Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde tamamladım. Medya sektörüne 1996 yılında radyoculuk alanında adım attım. 2003 – 2011 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptım. 2011 yılında TRT’de prodüksiyon kaynaklarında göreve başladım. İki yıl devam eden görevimin ardından TRTHABER’de muhabir olarak göreve devam ettim. 2015 yılından bu yana da önce TRTHABER’de, halen de İstanbul Bölge Müdür yardımcısı olarak görevime devam ediyorum. Evli ve üç çocuk babasıyım.
Vatandaş gazeteciliği nedir?
Vatandaş Gazeteciliği denince önce teknoloji alanında yaşanan devrime bakmak gerekiyor. Medya kavramı, birçok değişime uğradı. Önceden medya alanında olmazsa olmaz görülen pek çok kavram, eskiden taşıdığı anlamı taşımamaya başladı. Örneğin bir haber, bir olayın ya da bir görüntünün kameraman ve muhabirle çekilmesi, işlenmesi ve haberleştirilmesi olarak tanımlanırken, geldiğimiz noktada ana haber bültenlerinin ciddi bir bölümü, sosyal medyada dolaşan, sokakta bulunan vatandaşların şahit olduğu ve çektiği görüntüler kullanılarak hazırlanıyor. Dolayısıyla haber kanallarının muhabir ve kameraman sayıları, akıllı telefon kullanıcı sayılarıyla eşitlenmiş durumda… Bu gelinen nokta haberciliği, editöryal olarak kolaylaştırırken, haber ekibi denilen muhabir-kameraman ve kurgucu personel penceresinde zorlaştırdı. Çünkü rekabet zorlaştı. Haber ajanslarının önemli bir bölümü de aslında vatandaş gazeteciliği yaparak varlıklarını sürdürüyor. Önemli haber ajansları, muhabirlerinin cep telefonuyla çektikleri görüntüleri gazetelere ya da televizyonlara dağıtarak varlıklarını sürdürüyor. Bu kolaycılık, sektörde ucuz iş gücü istihdamının da önünü açıyor. Bu durum sektörel bazda birçok handikapı da beraberinde getiriyor aslında. Bunlardan biri de kuşkusuz ucuz istihdamın, nitelikli gazeteci yetişmesinin önüne geçiyor olması gerçeği.
Bir haber yapmak kişiyi gazeteci yapar mı?
Gazetecilik bence bir meslek olduğu kadar bir duruş, bir bakış açısı ve fıtrattır. Haber dediğimiz bir sonuçtur. Bunu ortaya çıkaran, işleyen, biçim veren, biçim verirken istediği forma sokabilen kişidir gazeteci… Eleştirel bakabilen, haberi koklayan, soru sorabilen ve bir haberi 4-5 farklı perspektiften yazabilen, görebilen ve savunabilen kişidir gazeteci. Tabi bunlar için de ciddi okumalar yapmak gerekir. Her konu hakkında temel bilgilere sahip olabilmektir.
Vatandaş gazeteciliği geleneksel gazeteciliğe ne sağlıyor?
Önceki soruda da söylediğim gibi editöryal olarak haber yöneticilerinin elini rahatlatıyor. Çeşitliliği artırıyor. Ancak sektöre çok büyük kazanım sağladığını düşünmüyorum. Çünkü yöneticileri tembelleştiriyor. Nitelikli personel arayışının önüne geçiyor.
Vatandaş gazeteciliğinin bu kadar çok olmasının nedeni nedir?
Çünkü toplum olarak çok meraklıyız. Sokakta karşılaştığımız herşeyi görüntülüyoruz. Bu sadece bizim için de geçerli değil. Dünyada da böyle. Akıllı telefonu olan herkes, bir çeşit alan muhabiri aslında… tek başına bir haber merkezi gibi çalışabiliyor insanlar. Bir olayı, görüntüyü tüm dünyaya izletebiliyorsunuz. Bu, insanların elinde bulundurduğu bir konfora dönüştü.
Sosyal medyanın vatandaş gazeteciliğini olumlu etkilediğini düşünüyor musunuz?
Vatandaş gazeteciliğinin en geçerli olduğu mecra zaten sosyal medya. Hiç kimse çektiği görüntüleri önce tv haber merkezlerine ya da ajanslara geçmiyor. Önce kendi sosyal medya sayfalarında paylaşıyorlar. Genelde oradan yayılıyor. Yayınlandığını ve yayıldığı görüldüğünde de bu paylaşım arzusu daha da artıyor.
Olduğunuz konum ile baktığınızda vatandaş gazeteciliğinin eksik bulduğunuz eleştireceğiniz yerleri var mı? Hiç vatandaş gazeteciliği yaptınız mı?
Haber hizmetinde çalışırken, kemaraman arkadaşım olmadığı zamanlarda bende vatandaş gazeteciliği tabiki yaptım. Ancak eksik yanlarını hiç düşünmedim çünkü kurumsallaşan bir yapı sözkonusu değil. Kurumsallık olmadığı için de eleştirilebilir bir yapıya dönüşmüyor. Gerçekliği sorgulanabilir bir durumda değil bu yüzden. Belki bu olabilir. Vatandaş gazeteciliği kurumsal bir yapıya dönüşürse, doğruluğu da sorgulanmaya başlar.
Geleneksel haberlerin etik kurallara uygun olarak yapıldığını düşünüyor musunuz? Bulmuyorsanız eksikleri neler?
Tarihten bu güne medyanın yüzde yüz etik kurallara uygun, yansız – tarafsız yayın yaptığı tek bir mecra göremezsiniz. Medya dediğimiz organizasyonun kuruluş amacı zaten algı yönetimi. Söz konusu yalan ya da manipülasyonsa tabi ki bu etik değerlere uygun yayıncılık yapan birçok mecra var. Ülkemizdeki medya 20 yıl öncesindeki medya duruşuna göre çok daha ahlaklı bir noktada duruyor.
Vatandaş gazeteciliğinin popülerleşmesi ile beraber geleneksel haberlerden daha çok göz önüne çıktığını düşünüyor musunuz?
Düşünmüyorum. Çünkü vatandaş gazeteciliğinin güçlenmesinin, geleneksel medyayı güçsüzleştirdiğini düşünüyorum.
Sosyal medyada yapılan vatandaş gazeteciliğinde mutlaka olması gereken şeyler nelerdir?
Tabi ki doğruluk, paylaşımlarda 5n1k eksiklikleri…