Diktatörlüklerin geçtiğimiz yüzyıllarda inanılmaz etkileri oldu. Bu diktatörler birbirinden ders aldı. Hepsi farklı, ama çoğu aynı taktikleri kullanıyor. Terörün kullanımı, propaganda, elit kesimi kontrol etmek, bir düşman yaratmak, şiddet ve savaşın kullanımı… Diktatörler bunları hayatta kalmak için bu araçları kullandı. İdi Amin, Doğu Afrika’da bulunan Uganda ülkesinde İngiliz Sömürge Ordusu’na bağlı Afrika Kraliyet Tüfekli Birliği’nde Onbaşı oldu. Hırsı, isteği ve elde ettiği başarılar onu imkansız ve yasak olan ordunun en üst rütbelerine sahip pşmasına sebep oldu. Amin Dada zekasını kullanarak Devlet Başkanı oldu ve 8 yıl boyunca ülkesinde diktatörlük yaptı.
Uganda’nın kuzeyindeki Koboko kasabasında 1925 yılında doğdu. Tam adı İdi Amin Dada Oumee. Amin Kakwa kabilesindendi. Çok az öğrenim gören İdi Amin aynı zamanda,1951-1960 yılları arasında Uganda ağır sıklet boks şampiyonluğunu elinde tuttu. Ayrıca ünlü bir ragbi oyuncusuydu., 1943’de İngiliz Sömürge Ordusu’na bağlı Afrika Kraliyet Tüfekli Birliği’ne (King’s African Rifles – KAR) onbaşı olarak katıldı. Bir zamanlar özgür kabile halkının ve gururlu antik krallıkları olan Uganda, 1894’ten beri İngiliz himayesindeydi. Ülke zamanında İngiliz kontrolündeydi. En iyi topraklarına İngiliz göçmenleri yerleştirdiler ve ülkenin devasa doğal kaynaklarını istismar ettiler. Sömürge altında İdi Amin gibi Afrikalılar neredeyse siyasi ve ekonomik güçleri olmadan yaşamaya mahkumdu.
Amin Kagwa adlı küçük bir kabileden geliyordu. Bu kabile Uganda’nın Müslüman azınlığındandı. Bir Afrikalı olarak Amin, astsubay, kıdemli başçavuşluğa kadar yükselebilirdi ama asla subay olamazdı. Bu dezavantajlara rağmen beklentileri haksız çıkarıp engelleri aşmaya ve olabildiğince rütbe atlamaya kararlıydı. Amin, sömürge ordusunda şiddeti kuşanmayı ve kendi çıkarları için kullanmayı öğrendi.
İlk başarısı Mau Mau İsyanı’nı bastırmak oldu
Komşu ülke Kenya’da bölgeye yayılma ihtimali olan bir isyan çıktı. Mau Mau olarak bilinen, sömürge yönetiminden sıkılan kabileler bir araya gelip İngiliz çiftliklerine silahlı saldırılar düzenledi. Düzinelerce beyaz insan öldürüldü ve tüm Doğu Afrika’daki sömürgeci nüfusunu korku sardı.
Sussex Üniversitesi Üyesi Antropolog Mark Leopold’un National Geograpic’e verdiği röportajda; ‘’İngilizler büyük bir şiddet kullanımı ile isyanı bastırdı. Çatışmayı yönetmesi için en iyi askerlerini seçtiler. Aralarında onbaşı İdi Amin de vardı. 1953 İlkbaharında Amin, Mau Mau ile yüzleşen ilk sömürge birliklerinden biriydi. Savaşçılık becerisi Kenya yağmur ormanlarının derinliklerinde çatışmalar yaşandı. Gaddarlığıyla kazandığı nam komutanlarını mutlu etti. 1960lı yıllarda Mau Mau isyanı tamamen bastırıldı. 10 binden fazla isyancı öldürüldü. Binlercesi hapse atıldı ve tecrit kamplarında işkenceler gördü. Amin’in savaş alanındaki başarısı onu sıradaki hamlesi için mükemmel bir konuma koydu’’ şeklinde konuştu.
1950 yıllarının sonunda İdi Amin’in korku salan becerilerini Afrikalı askerlerin çıkabileceği en yüksek rütbe için kullandı. Ama daha fazla rütbe atlaması imkansızdı. Sömürge subaylığı sadece beyazlar içindi. 1960’da bu olasılık bir gecede değişti. İngiltere başbakanı Harold Macmillan kıtaya yeniden şekil verecek bir karar duyurdu. İngiltere tüm Afrika sömürgelerine bağımsızlık verecekti.
Amin’in rütbesi Uganda’ya verilen bağımsızlık ile yükselecek
Uganda’da büyük değişim İngilizlerin ülkeden çekilmesinden önce başladı. Ülkenin yeni liderini seçmek için demokratik seçimler yapılacaktı. Siyah askerler ilk kez subaylık rütbesine yükselebileceği açıklandı. 1961’deAmin teğmenliğe atandı. Sömürge ordusunda ilk iki subaydan birisi oldu. 9 ekim 1962’deUganda İngiltere’den ayrılıp bağımsız oldu. İdi Amin ve milyonlarca Ugandalı yabancıların himayesinden kurtulup bağımsızlıklarını kutladı.
Amin kendisini terfi ettirebilecek tek adamla birliktelik kurdu. Uganda’nın demokratik sistemle seçilen yeni başbakanı Milton Obote oldu. Obote daha şimdiden kendi içinde kavga eden, kırılgan koalisyon hükümetini destekleyecek bir orduya ihtiyacı olacağını biliyordu. Hırslı ve geleceği parlak bir subay Amin’i otoritesini korumaya yardım etmesi için ideal adam olarak gördü. Obote 3 yılda Amin’i albaylığa ve ordu komutan vekilliğine kadar yükseltti. Bu iki adam güçlü bir ittifak kurdu.

Amin ve Obote ittifakına Buganda Kralı II. Mutesa muhalefet etti
1966’da Obote’nin hükümeti ana rakibi Bugandi Krallığı’ndan büyük muhalefet görüyordu. Amin’in ata topraklarının ülkenin Güneyinin çoğunu kaplayan bu eski kabile uzun zamandır Uganda’da daha fazla iktidar ve özerklik istiyordu. Şimdi de Buganda kralı II. Kabaka Mutesa rejim değişikliği çağrılarına liderlik yapıyordu. Bugandalılıar Obote ve uşağı olarak gördükleri İdi Amin’i suçlu kılan komployu ortaya çıkardıklarını iddia etti. Bugandalılar haklıydı. Amin 1 yıldan fazladır ordudaki kıdemli pozisyonunu suistimal ediyordu. Obote’nin desteğiyle büyük bir kaçakçılık ağı kurmuştu. Kongo ormanlarındaki isyancılara ve kiralık askerlere silah tedarik ediyordu. Bugandalılar için bu yasadışı silah satışı Obote ve Amin’in gitmesi gerektiğinin kanıtıydı. Buganda kralı hükümete karşı silahlı bir isyan çıkartmaya hazırlandı. Amin uğruna çabaladığı her şeyi kaybetme riski altındaydı. Bunun üzerine Amin birliklerine başkent Kampala’daki Buganda sarayını kuşatma emri verdi. Ertesi gün saldırıp saray ateşe verildi. Bir çok isyancı öldürüldü ve Buganda kralı ülkeden kaçtı. Obote, Amin’in de desteğiyle bu olayı anayasayı askıya alıp kalan tüm muhalefet partilerini yasadışı ilan etmek için kullandı. Obote, Uganda’nın acemi demokrasisini diktatörlüğe dönüştürdü. Amin, Obote’nin diktatör olmasına yardım karşılığı en büyük terfiyi aldı. Amin artık her diktatörlükte güçlü bir araç olan orduyu kontrol ediyordu.
Darbe ile gelen devlet başkanlığı
Uganda diktatörü Milton Obote ile ordu komutanı İdi Amin bir iktidar kapışması içine girdi. Başkan 5 Ocak’ta Singapore’daki İngiliz Milletler Topluluğu toplantısına katılmak için Uganda’dan ayrıldı. Kendisi yurtdışındayken derhal tutuklanmasını emretti. Amin, Obote’nin hamlesine en büyük iktidar girişimi ile karşılık verdi. Arkasındaki sağdık ordu ile bir darbe düzenledi. Amin ordusuna Uganda başkentine yayılma emri verdi. Tanklar Obote’nin evini çevreleyip büyük yolları bloke etti. Askerleri hala Obote’e sağdık askerler ile silahlı çatışmaya girdi. Saatler içinde tüm düşman birlikleri yok edildi ve Uganda’nın kontrolü Amin’e geçti.
Amin darbeden sonra tedirgin olan halkın beklentilerini karşılamak adına agresif eğilimlerini kenara bırakarak ulusal çapta sempati toplama kampanyası başlattı. Amin liderliği sırasında bağımsızlık sözünün nihayet gerçek olacağına dair halka garanti verdi. Amin’in popülaritesi demokrasinin geri döneceğine dair söz verdiğinde daha da arttı. Amin’in rejiminin ilk yıllarında tahminen 12 bin Ugandalıyı öldürdü.

Uganda ekonomisini elinde bulunduran 55 bin Güney Asyalıyı ülkeden sürdürdü
Waterloo Üniversitesi Üyesi Siyaset Bilimcisi Muriam Mufti National Geograpic’e; ‘’Diktatörler için ortak bir düşman yaratmak çok etkili bir stratejidir. İdi Amin için düşman o zamanlar çok yaygın olan Hint düşmanlığından geliyordu ve Uganda’nın Güney Asyalı vatandaşlarını hedef alıyordu. Güney Asyalılar sömürge ekonomisine yardım etsinler diye 19. yüzyılda İngilizler tarafından Uganda’ya getirildi. 1972’de Asyalılar nüfusun sadece yüzde 1’ini oluşturuyordu ama ülkedeki işletmelerin yüzde 90’ı Asyalıların elindeydi. Amin Asyalıları hedef alarak ve ekonomideki tekellerini yok ederek Ugandalılara ekonomik özgürlük vereceğine inanıyordu’’ şeklinde röportaj verdi.
5 Ağustos 1972’de Amin Uganda’nın 55 bin üzerinde kişiden oluşan tüm Asya nüfusunun ülkeden sürülmesi emrini verdi. Amin Asyalı Ugandalılara iş yerlerini kapatmalarını ve yeni bir ülkeye taşınma planları yapmaları için sadece 90 gün süre verdi. Nihayetinde 55 bin Asyalı ülkeden gönderildi. Amin Asyalıların işletmelerini istimlak etti. Asyalıların sürülmesi Uganda ekonomisini baştan yarattı. Onlarca yıldır Asyalıların kontrol ettiği ticaret zinciri bir anda dağıldı. Üreticiler parça ya da ham madde alamıyordu. İşsizlik tavan yaptı, şeker gibi temel gıdalar alınamaz oldu ve Uganda ekonomisi çökme eşiğine geldi.
İktidarını ve gücünü korumak için Tanzanya ile savaştı
Uganda’nın ekonomisi çökünce büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı. Devasa ordusu ve güvenlik ağı hiç olmadığı kadar pahalıydı. Bu durum komşu ülke Tanzanya’da sürgünde olan eski düşmanı Milton Obote intikam fırsatı yakaladı. 1978’de İdi Amin Uganda’dan Asyalıları atmasının üzerinden 6 yıl ülke ekonomisi çökmenin eşiğine geldi. Amin’in ordusunun bütçesi yetersizdi ve giderek kontrolden çıkmaya başladı. Komşu ülkede bulunan Obote Uganda’daki gelişmeleri yakından takip ediyordu. Tanzanya ordusu ile birlik olması için binlerce Ugandalı isyancı topladı ve saldırmak için doğru zamanı bekliyordu. Amin bu krizin ortasında bir fırsat gördü ve Tanzanya’nın an meselesi olan saldırısına daha başlamadan cevap verdi. Ekim 1978’de Uganda birlikleri Tanzanya’ya girdi ve 180 bin metre karelik alandaki her şeyi yağmaladı. Amin bunun üzerine ülkesinde zafer ilan etti. Fakat Tanzanya ordusunun hafife alınmaya niyeti yoktu ve tam güçle saldırıp Amin’in ordusunu tekrar Uganda’ya geri püskürttüler. Organize bir şekilde hareket etmeyen Amin’in ordusu tamamen geri çekildi ve barikat kurdurdu ve Amin kendisini başkent Kampala’da bulunan başkanlık konutuna kapattı.
Kaybedeceğini anlayan Amin ülkesinden kaçtı
Pennslvania Devlet Üniversitesi üyesi Tarihçi Alicia Decker, In İdi Amin’s Shadow (İdi Amin’in Gölgesinde) adlı kitabında İdi Amin’in ülkeden kaçışından şu şekilde bahsediyor ‘’10 Nisan 1979’da Tanzanya birlikleri başkente girdi. 11 Nisan 1979’da Tanzanya birliklerinin ve Uganda isyancılarının Amin’in saklandığı yere yaklaşması üzerine İdi askeri helikoptere binip ülkeden kaçtı. Uganda halkı Amin’in ülkeyi terk etmesi üzerine sokaklarda sevinç gösterilerinde bulundu. Milton Obote bıraktığı koltuğu geri almak için tekrar ülkesine dönerken Amin de Ortadoğu’ya kaçtı. Amin Müslüman kökenlerini kullanarak Suudi Arabistan’a sığındı ve burası kendisi için güvenli bir sığınak oldu’’.